|
|
 |
Domuz Gribi
 Domuz gribi şu anda bütün toplumda ve medyada en çok konuşulan ve tartışılan konulardan birisidir. Hastalığa karşı aşının kısa sürede geliştirilmesi bize gelen soruları daha da artırmıştır. Aşının kısa sürede geliştirilmesi yeterince test edilmediği şeklinde kuşkular doğurmuş ve bütün dünyada gerek doktorlar arasında, gerekse toplum tarafından yeterince kabul görmemesine neden olmuştur. Bu konuda en güvenilir kurumlardan birisi olan CDC aşılanmayı önermesine karşın, toplumdaki kuşku ve aşının yan etkileri konusundaki kaygılar devam etmekte ve aşılanma çok yaygınlaşmayacakmış gibi görünmektedir. Gebelerde çocukla ilgili kaygılar da bu konudaki kararsızlığı artırmaktadır.
Domuz gribi H1N1 virüsünün neden olduğu gripal bir enfeksiyon olup, klinik belirtiler diğer influenza enfeksiyonlarında görülen belirtilerden bir farklılık göstermemektedir. En çok görülen belirtiler ateş ve öksürük olup, burun akıntısı, baş ağrısı, solunum sıkıntısı, kas ağrıları ve bazı hastalarda bulantı ve ishal gibi belirtiler görülebilir. Belirtilere bakıldığında diğer gripal enfeksiyonlardan bir farklılık göstermediği açıkça görülebilmektedir. Domuz gribi olan hastaların yaklaşık %15’inde bulgular ağır olduğu için hastaneye yatmak zorunda kalırlar. Hafif veya orta şiddetli enfeksiyonu olan hastalar evde izlenebilir, ancak bu hastalar hızla kötü bir tabloya girebileceği için özellikle tedavi başlandıktan sonra ilk 24 saat içerisinde sürekli telefonla iletişim kurularak tedaviye yanıtı izlenmelidir.
|
 |
 |
 |
|
 |
POLİKİSTİK OVER SENDROMU
 Polikistik Over Sendromu ilk defa 1935 yılında adet görememe, vücutta tüylenme ve obeziteden oluşan bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Hastalığın toplumda görülme sıklığı % 4-6 arasındadır.
Polikistik Over Sendromu olan hastaların % 80ninde ultrasonografide yumurtalıklarda büyüme, yumurtalık kapsülünde kalınlaşma ve kapsülün hemen altında birçok (10 taneden fazla) küçük kist görülür. Ancak bu görünümün olması her zaman polikistik over sendromu olduğunu göstermez, çünkü normal kadınların % 23ünde de ultrasonografide aynı bulgulara rastlanabilir
|
 |
 |
 |
|
 |
HPV AŞILARI
İlk defa 1943 yılında tanımlanan smear testinin rutin olarak yapılması rahim ağzı kanserlerinin görülme sıklığı ve bu kansere bağlı ölümlerde önemli düzeyde bir azalmaya yolaçmıştır. Rahim ağzı (serviks) kanserlerinde en önemli faktörün HPV virüsleri olduğunun kanıtlanması ve bu kanserlerinin hemen hemen hepsinde HPV virüsüne rastlanması, HPV aşıları konusundaki çalışmaların başlamasına neden olmuştur.
A.B.Dde kadınların %80i 50 yaşına kadar HPV ile enfekte olmaktadır. HPVnin en sık görüldüğü yaş grubu 20-30 yaşları arasındaki cinsel yönden aktif kadınlar oluşturmaktadır. HPVnin bugün için yaklaşık 100 tipi tanımlanmış ve tanımlanan tip sayısı giderek artmaktadır. Bu virüslerde 30-40 tanesi genital bölged enfeksiyona neden olmakta ve bazı tiplerin kanser açısından daha yüksek bir potansiyele sahip olduğu bilinmektedir. Tip 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73 ve 82nin kanser açısından daha yüksek riskli olduğu gösterilmiştir. Bu virüslerden en sık görülenleri Tip 16 ve 18 olup, tip 16 serviks kanserlerinin %54ünden ve tip 18 %13ünden sorumludur. Bu nedenle aşı çalışmaları daha çok bu iki tip üzerinde yoğunlaşmıştır. Tip 6, 11, 40, 42, 43, 44, 54, 61, 70, 72 ve 81 kanser açısından düşük riskli virüsler olarak kabul edilmektedir. HPV virüs enfeksiyonlarını büyük bir bölümü geçici olup, ancak küçük bir bölümü uzun süre izlem ve tedavi gerektirmektedir.
|
 |
 |
 |
|
 |
HORMONLU RAHİM İÇİ ARAÇ
Şu anda yaygın olarak kullanılan T şeklindeki bakırlı rahim içi araçların iki önemli yan etkisi adet kanamasının %50 oranında artması ve kasık ağrısıdır. Bu iki yan etkiden bir tanesi veya her ikisinin birlikte görülmesine bağlı olarak kadınların %20si aracı tekrar çıkarmak zorunda kalmaktadır.
Hormonlu rahim içi araç bir 19-nortestosteron türevi olan levonorgestrel içermekte ve 20µg/gün levonorgestrel salgılamaktadır. Bu araçta T-şeklinde olup, etkisi 5 yıl boyunca devam etmektedir. Hormonlu rahim içi araç rahim iç tabakasını incelterek gebelik oluşumun önlemektedir.
|
 |
 |
 |
|
|
|