Gebe kadınların merak ettiği en önemli konulardan bir tanesi de gebelikte tarama testlerinin ne zaman yapılacağıdır. Bazı hastalar bu testleri direk olarak bebeğin bir zeka testi gibi kabul etmekte ve anormal bir sonuç durumunda da ciddi bir yıkıma uğramaktadır. Bu testlerle ilgili ayrıntılara girmeden önce bu testlerin sadece bir tarama testi olduklarını, bize sadece bebeğin durumu konusunda bir fikir verdiklerini ve normal-anormal sonuçların mutlak bir sonuç olmadığını söylemek istiyorum. Hastaya test yapılmadan önce bu durumun detaylı olarak anlatılması, anormal sonuç durumunda hastaların gereksiz stres ve panik durumunu önleyecektir.
Daha önceki yazılarımızda endometriozisle ilgili yazımızda hastalığa detaylı olarak değinmiştim. Endometriozis alt grubu içerisinde endometrioma veya çukulata kistine ayrıca ele almak istiyorum.
Çukulata kistinin oluşum nedenleri kesin olarak bilinememektedir. Öne sürülen faktörlerden en önemlisi adet sırasında tüplerden karın içerisine akan kandaki hücrelerin yumurtalığa yerleşmesi ve daha sonra yumurtalık iç kısmına geçmesi ve bu hücrelerin oluşturduğu kanın birikmesi sonucunda kistik bir kitlenin oluşmasıdır. Bilindiği gibi bütün kadınlarda dışarıya doğru adet kanaması olurken bir miktar kanda tüplerden karın içerisine dökülür. Bu kanın içerisinde rahim iç tabakasını döşeyen ve her ay adet kanamasına neden olan hücreler de yer almaktadır. İşte bu hücreler yerleştikleri bölgelerde her ay kanamaya neden olarak bu şekilde yumurtalık kistlerine veya diğer bölgelerde küçük kitlelere ve ağrıya neden olabilirler.
Azospermi meni örneğinde hiç sperm olmaması olarak tanımlanmaktadır. Genel populasyonun %1’nde ve çocuğu olmayan (infertil) erkeklerin %10-15’inde azospermiye rastlanmaktadır.
Azospermi genel olarak tıkanıklığa bağlı olan ve olmayan olmak üzere iki grupta incelenmektedir. Tıkanıklığa bağlı azospermi doğuştan sperm kanalarının bir bölümünün eksikliği, genital enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası gerçekleşebilir. Tıkanıklığa bağlı olmayan azospemiler ise genetik bozukluklar, testislerin doğuştan yukarıda kanallarda kalması, testis torsiyonu, bazı enfeksiyonlar ve radyasyon gibi nedenlere bağlı olarak gelişebilir.
Tıkanıklığa bağlı azospermilerde kanalların açılması için bazı cerrahi girişimler denenebilir. Cerrahi girişim ile başarı elde edilmeyen hastalarda ve tıkanıklığa bağlı olmayan azospermilerde tek tedavi yöntemi cerrahi yolla sperm elde edilmesi ve mikroenjeksiyon uygulanmasıdır. Tıkanıklığa bağlı olan hastalarda cerrahi yolla elde edilen spermlerle aşılama veya normal tüp bebek uygulaması yapılabilir, ancak başarı şansı düşüktür.
Ertesi gün hapı kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve bu konuda bize gelen sorular da giderek artmaktadır. Bu konuda elimizde kesin veriler olmamakla birlikte ertesi gün haplarının yaygın kullanımı ile istenmeyen gebelik nedeniyle yapılan kürtajların sayısının %50 oranında azalacağı düşünülmektedir.
Gebelikte hipertansiyon anne ve bebek için en önemli risk faktörlerinden bir tanesidir. Hipertansiyon gebeliklerin %12-22’sinde görülmektedir. Bunların %70’i gebelik hipertansiyonu ve %30’u kronik hipertansiyona bağlıdır. A.B.D’de anne ölümlerinin %15-20’si hipertansiyona bağlıdır.
Gebelikte preeklampsi (hipertansiyon, ödem ve idrarda protein) görülme sıklığı %5-8 olup ilk gebeliklerde daha çok ortaya çıkmaktadır. Diğer risk faktörleri arasında anne yaşının 35’ten yüksek olması, ikiz gebelik, diabet, kollagen doku hastalıkları, böbrek hastalıkları, antifosfolipid sendromu, daha önceki gebeliklerde preeklampsi görülmesi ve aile öyküsü sayılabilir.
Doktor seçiminin hastalar açısından oldukça zor konulardan bir tanesidir. Özellikle Kadın-Doğum ve Diş Hekimlğii gibi alanlarda hastalar doktor seçimine daha çok önem vermekte ve genellikle seçilen hekimle birliktelikleri yaşam boyu devam etmektedir. Kadın-Doğum alt alanlarına baktığımızda ise Onkoloji’de hastanın seçim şansı oldukça kısıtlı olup, bu konuda yeterli hekim sayısı az olduğu için belli hekimlere yönelmektedir. Kısırlık ve gebelik konularında ise durum oldukça farklı olup, hastalar birçok faktörü birarada düşünmektedir.
İkiz gebelik oranı toplumdan topluma büyük farklılıklar göstermektedir. Japonya’da her 1000 doğumdan 6.7’si ikiz iken, bu oran Nijerya’da 1000 doğumda 40 ikiz olmaktadır. Aynı yumurta ikizinde oran genelde heryerde aynı olup, 1000’de 3.5 şeklinde iken, ayrı yumurta ikizlerinde oran değişik yerlerde farklılıklar göstermektedir.
Yardımcı Üreme Tekniklerindeki gelişmeler sonucunda çoğul gebelik oranlarında da büyük bir artış görülmüştür. Tüp bebek uygulamalarında çoğul gebelik oranları %20-30 dolayında olup, bu oranın azaltılması için tek embryo transferi giderek daha yaygın olarak kullanılmaktadır.
Epidural anestezinin yaygınlaşması ile birlikte normal doğuma olan ilgi de giderek artmaktadır. Epidural analjezi veya anestezi ile normal doğum halk arasında ağrısız doğum olarak da bilinmektedir. Ayrıca normal doğumun yanında sezaryen doğumlarında büyük bir bölümü artık epidural anestezi altında gerçekleşmektedir. Ancak hala epidural analjezi ile ilgili yanlış kaygılarla sıklıkla karşılaşıyoruz.
İleri yaş gebeliği genel olarak 35 yaş üstü gebelikler için kullanılan bir terimdir. Toplumsal ilerleme ve kadınların iş yaşamına daha çok katılımları sonucunda ileri yaş gebeliklerin oranı giderek artmaktadır. Türkiye’de de üniversite mezunu ve iş yaşamında üst düzeye gelebilen kadınların oranı hızla artışş göstermektedir. Üniversite sınavlarında dereceye girenlerin önemli bir bölümünü kız öğrencilerin oluşturduğunu görebiliyoruz. Üniversite ve sonrasında kariyer için geçen zaman nedeniyle evlenme ve çocuk sahibi olma zamanı ertelenmektedir.
OHSS tüp bebek uygulamalarının en önemli komplikasyonlarından birisi olup, ölüme kadar giden bir tablo ile ortaya çıkabilmektedir. OHSS damarlardan karın zarı boşluğuna proteinden zengin bir sıvının geçişi ile karakterizedir. Bu olaya yol açan temel neden tam olarak bilinmemekle birlikte kılcal damar geçirgenliğindeki ani bir artışa bağlı olduğu düşünülmektedir.
Tüp bebek uygulamalarının %1-30 (ortalama %2-3)’unda hiperstimülasyon görülebilir. En çok görüldüğü hasta grupları polikistik over sendromu olan, genç, zayıf ve ultrasonda yumurtalıklarda çok sayıda follikülü olan hastalardır.